LinkedIn’de B2C Pazarlama da Yapabilirsiniz: Birkaç İpucu

LinkedIn’de pazarlama denince aklımıza ilk gelen doğal olarak B2B pazarlama; çünkü LinkedIn’in eriştiği eşsiz kitle tamamen profesyonellerden oluşuyor. Pazarlama kampanyanızla ulaşabildiğiniz kişiler satın almacılar, şirket sahipleri ve tedarik zinciri yöneticileri gibi, satın alma yetkilileri oluyor. Bu anlamda LinkedIn en etkili B2B pazarlama platformu olarak zirvedeki yerini koruyor. Peki son zamanlarda B2C, yani son tüketici ürünlerin pazarlama faaliyetleri ve reklamlarıyla karşılaşmaya başladığınızı fark ettiniz mi?

Evet, artık B2C pazarlama da LinkedIn’de etkinliğini artırıyor. Çünkü başarılı B2C pazarlamacılar şunu fark etti; B2B pazarlama yaparken şirketlerin kendisine ulaşmıyorsunuz, şirkette satın almadan sorumlu olan “kişiler”e ulaşıyorsunuz. Yani hangi tür pazarlama yapıyor olursanız olun son tahlilde insanlarla etkileşime geçiyorsunuz. Şirketleri için satın almadan sorumlu kişilerin aynı zamanda evleri için de satın alma kararı verdiklerini düşünmek yanlış olmayacaktır. Dolayısıyla makine parçası da satsanız ayakkabı da satsanız insanlara satış yapıyorsunuz. Bu sebeple LinkedIn’de erişeceğiniz kitle satın alma kararı veren profesyoneller olacak.

LinkedIn’de B2C pazarlama mesajlarının artma sebeplerinden biri de platformun diğerlerine kıyasla çok daha spesifik hedefleme imkânı sunması. Özellikle üst düzey ürünlerin pazarlanmasında örneğin müdür ve üzeri unvanla çalışan kişilere ulaşmak çok kolay. Diğer ürün ve hizmetler için de marka bilinirliğinizi artırmak için verimli bir platform. Yine bir örnekle açıklayayım; diyelim marka bilinirliğinizin belirli bir kitlede oldukça düşük olduğunu fark ettiniz. Geleneksel pazarlama kanalları ve diğer sosyal ağlarda yaptığınız pazarlama çalışmaları genel kullanıcı kitlesine ulaşmayı hedefler. Amaç ne kadar farklı kişinin önüne çıkarsa o kadar iyidir. Fakat LinkedIn’de spesifik olarak hangi kitlenin önüne çıkmak istediğinizi seçerek marka bilinirliğini artırabiliyorsunuz.

B2C pazarlama çalışmalarınızı LinkedIn üzerinde nasıl daha etkili kılacağınıza geçmeden önce burada minik bir parantez açmak istiyorum. LinkedIn’de her ne kadar B2C pazarlamanın arttığını söylesek de hala bu alanda doygunluğa ulaşılmış değil. Bu sebeple henüz bu pazarlama türü standart uygulamada haline gelmeden ne kadar önce faaliyetlerinize başlarsanız o kadar görünür olacaksınız. Unutmayın öncü olmak her zaman avantajlıdır; gelecekte farklı rakipleriniz bu platforma giriş yapmaya, kampanya ve reklamlarıyla denemeler yapmaya başladığında; siz çoktan stratejinizi oluşturmuş ve istikrarı sağlamış olacaksınız. Şimdi gelin B2C pazarlama için vereceğim ipuçlarına bir göz atalım.

Vereceğim ilk ipucu LinkedIn’in profesyonel havasının dışına çıkmanız olacak. Benim işim LinkedIn, dolayısıyla neredeyse 7/24 platformdayım. Ancak gönderi yayınlama istatistiklerine baktığımızda, standart bir kullanıcının LinkedIn’i çoğunlukla öğle yemeği aralarında kullandığını biliyoruz. Dolayısıyla profesyonel mesajların dışında eğlenceli bir içerik görmek kullanıcıların ilgilerini daha fazla çekecektir. Kendinizden yola çıkın; gün arasında LinkedIn’de gezerken gülümseten bir içerik gördüğünüzde içeriği üreten markayı hatırlamanız daha kolay olmaz mı?

İkinci olarak hedef kitlenizin hayatına değer katacak içeriklere odaklanmanızı öneriyorum. Bu şekilde markanızı bulunduğunuz endüstride bir kanaat önderi olarak konumlandırabilirsiniz. Örneğin giyim ürünleri üretiyorsanız, sadece ürünlerinizin fotoğrafını paylaşmayın. Hangi kumaş türünün hangi parçalarda kullanılmasının avantajlı olduğunu konuşun. Ya da farklı mevsimlerde hangi kumaşların serin/sıcak tutacağını anlatın. İnsanlar karşılıklılık ilkesini farkında olmasalar da sürekli geri planda çalıştırırlar. Yani sizden bir fayda almışlarsa size bir fayda katmaları gerektiğine inanırlar. Bu fayda satın alma olabileceği gibi yayınladığınız içeriği kendi bağlantılarıyla paylaşmak bile olabilir. Dolayısıyla kitleniz için fayda yarattığınızda onlar da size bir şekilde karşılığını verecektir.

Son olarak vermek istediğim ipucu görsellik. Dediğim gibi kullanıcılar iş günlerinin arasında LinkedIn’e erişiyor. Zaten kafaları işle dolu olan kişilerden sadece metinden oluşan bir gönderiyi sonuna kadar okumalarını beklemek doğru olmayacaktır. Bu nedenle infografikler, fotoğraflar, videolar ve resimler gibi görsel ögeleri gönderilerinizde bolca kullanmanız gerekiyor. Hem renkli bir gönderi daha fazla ilgi çekecek hem de mesajınızı kullanıcıdan ekstra bir efor istemeden ulaştırabileceksiniz.

LinkedIn’de hangi tür pazarlama yapacak olursanız olun, konuya bir çok farklı açıdan bakarak ve pek çok farklı gönderi türü, stil ve mesaj kombinasyonu kurgulayarak başarıya ulaşmanız mümkün. Yani kısacası hedefe ulaşmanın birçok farklı yolu var. Verebileceğim en önemli ipucunu da vererek yazımı bitirmek istiyorum: her zaman, her platformda kendiniz olun. Markanızın kişiliğini ne kadar otantik bir şekilde yansıtırsanız o kadar başarılı olacaksınız. Kendinize iyi bakın; LinkedIn’i pazarlama karmanıza eklemeyi unutmayın!

Son Yazılar

Sorularınız mı var?

İletişime geçin!

İletişime geçin!

Tüm sorularınız için bize ulaşabilirsiniz. En kısa sürede size dönüş yapacağız.

Go to Top