LinkedIn’de Anlatı Sanatı: Kişisel Hikâyelerle Marka İnşası

LinkedIn’i hala sadece profesyonel başarılarınızı ve özgeçmişinizi paylaşabildiğiniz bir platform olarak görüyorsanız, izin verin size bambaşka bir iletişim tarzının önünü açayım: kişisel hikâyelerle marka inşası.

Biliyorum, eğer LinkedIn’de yeterince aktifseniz, zaten storytelling konusuna yabancı değilsiniz. Ancak özellikle ülkemizde üzülerek gördüğüm bir durumu da göz ardı edemiyorum. LinkedIn sosyal bir platform; ancak bir sosyal medya uygulaması değil. Kişisel hikâyelerinizi anlatmanız çok önemli ve çok değerli. Kendimi düşünüyorum da kariyerimin her dönüm noktasında, bu platformda okuduğum başarı ve özellikle başarısızlık hikâyeleri atacağım adımlarda bana rehberlik etmiştir. Paylaştığınız hikâyelerin niteliği burada sizi öne çıkaracak; Facebook veya Instagram gibi LinkedIn kullanımı değil.

LinkedIn dili ve edebiyatı esprisi var sosyal medyada bir süredir; görmüşsünüzdür. Çok eğleniyorum bu postları gördüğümde; çünkü birlikte çalıştığımız liderlere yapmayalım dediğimiz şeylerden bahsediyolar genelde. Çoğunlukla da hikâyesini anlatmaya çalışırken fazlaca “ilham veren” olmak isteyen postlar oluyor bunlar. Gün içinde atılan her adımın “iş dünyası stratejisi” odağında atıldığı izlenmini veriyor ve en küçük şeylerin bile şişirilerek paylaşıldığı hissi uyandırıyor.

Bunları niye anlattım? Çünkü LinkedIn’in son birkaç yıldır gittiği ve gelecekte de ilerleyeceği yol storytelling olduğu için. Bunu yapmayı başarabilmek bugünkü asıl konumuz. Fazla iyimser, çok pozitif ve hiç hata yapmadığınızın sinyallerini veren paylaşımlar çok fazla ve storytelling olayının temeli bu değil.

İş dünyasındaki itibarımız güvenilirliğimize bağlı, güvenilirliğimiz de samimiyetimize. Samimi bir anlatım profesyonel duruşunuzu zedelemez; aksine profil başlığdaki adınıza ve ünvanınıza insani bir yön katar. Bu yüzden bazen başarısızlık hikâyesi, akışınızda gördüğünüz abartılmış başarı hikâyelerinden daha fazla ilgi görür. Çünkü bir başarısızlığı anlatırken ister istemez hassas bir noktasını ortaya koymanızı zorunlu kılar. Bu da insani duyguların ve samimiyetin temeli aslında. İnsanlar kişisel hikâyeleri, spesifik olarak empati kurabildikleri kişisel hikâyeleri çok daha kolay hatırlıyorlar. Kişisel bir deneyiminizle empati kurabilmek, güven inşası için de hayati önem taşıyor. Sonuçta duygusal olarak bağ kurabildiğimiz insanlara güveniyoruz. Samimiyetle, abartmadan ve minimize etmeden paylaşılan bir başarısızlık öyküsü, bu bağlamda stratejik bir iletişim aracı olabiliyor.

Sadece başarısızlıktan bahsetmiş olmak istemiyorum. LinkedIn paylaşımlarınızla marka inşa etmek istiyorsanız başarıyı ve başarısızlıkları; yani kariyer yolculuğunuzu bir bütün olarak ele almak en güzeli. Tabii bu ögeleri doğru oranlarda kullanarak. Denge yani işin özü. Hatta deneyimlerinizi birleştirerek; yani şu noktada böyle bir hata yaptım ve şöyle aksiyon aldım; birkaç yıl sonra benzer bir durumlar karşılaştığımda şunu yaparak başarıya ulaştım. Hepimiz başarısızlıktan doğan başarı hikâyelerini severiz değil mi? Peki siz neden bu hikâyeleri anlatmıyorsunuz?

Kişisel görüşler ve deneyimler ele alındığı için kaynak kullanılmamıştır.

Son Yazılar

Sorularınız mı var?

İletişime geçin!

İletişime geçin!

Tüm sorularınız için bize ulaşabilirsiniz. En kısa sürede size dönüş yapacağız.

Go to Top