Hepimizin hayatında en az bir kez yaşadığı o anlar vardır. Her şey “mantıklı” görünürken içimizden bir ses, “Bu işte bir şey var” der. Ya da tam tersi veriler kararsızken içimiz rahat olur. Peki nedir bu ses? Ve daha da önemlisi, liderlikte bu sese yer var mı?

Mistisizm Değil, Birikimin Kısa Yolu

Sezgi çoğu zaman yanlış anlaşılır. Sanki rasyonelliğin karşısında biraz mistik, biraz da belirsiz bir alan gibi görülür. Oysa sezgisel zekâ yılların deneyiminin, gözlemin, hataların ve öğrenmelerin zihinde hızlandırılmış bir özeti gibidir.

Beynimiz her kararı bilinçli olarak tartacak kadar yavaş değil. Bu yüzden geçmişte yaşadıklarımızı, benzer durumları, insanları ve sonuçları saniyeler içinde süzer. Sezgi dediğimiz şey ise çoğu zaman bu hızlı taramanın bize fısıldadığı bir sonuç.

Liderlikte Her Şey Ölçülebilir mi?

İyi bir lider olmak için analitik düşünmek şart. Ancak herkes bilir ki bazı kritik karar anlarında veri ya eksiktir ya da fazla. İşte tam bu noktada sezgiler devreye giriyor. Bir ekip üyesinin ‘bir şeylerin yolunda olmadığını’ söylemeden hissettirmesi, bir iş ortağının cümle arasındaki tereddütü, toplantıda havanın bir anda değişmesi… Bunların hiçbiri raporlarda yazmaz. Fakat lider bunları fark eder. Fark eden lider sadece dinlemez, hisseder de aynı zamanda.

Sezgisel Zekâ, Güveni Nereden Alır?

Sezgisel zekâ boşluktan beslenmez. Deneyimle güçlenir. Çok karar almış, bazen yanılmış, bazen doğruyu tam zamanında yakalamış liderlerin sezgileri daha nettir. Çünkü sezgi risk almaktan korkmayan ancak sonuçlardan ders çıkaran zihinlerde gelişir.

Buradaki ince çizgi ise şu: Sezgilerimizi mutlak doğru kabul etmek değil, onları ciddiye almak. “Neden böyle hissediyorum?” sorusunu sormak, sezgiyi kör inançtan ayıran esas şey.

En güçlü liderlik modeli de burada yatıyor. Akıl ile sezgiyi karşı karşıya koymak değil, onları yan yana yürütebilmek gerekiyor. Veriye bakıp sezgiyi susturmak da, sezgiye güvenip veriyi yok saymak da bir eksiklik.

Çünkü bazen sezgiler, verilerin henüz söyleyemediklerini fark eder. Bazen de veriler sezgilerin romantik tarafını dengeler.

Asıl ustalık, hangisinin o an daha çok konuşması gerektiğini bilmekte…

***

“Bir kararı analizle verebiliyorsanız, elbette öyle vermelisiniz. Ancak hayat gösteriyor ki en önemli kararlarımızı her zaman içgüdülerimiz, sezgilerimiz ve kalbimizle alırız.”

Jeff Bezos