Mükemmellik arayışı çoğu zaman bizi hareketsizliğe sürükleyebilir. “Tam olmadan başlamayayım” düşüncesi nice fikri tozlu raflara kaldırır. Oysa bazen “yeterince iyi” başlamak, sonradan mükemmele ulaşmanın ilk adımı. Bunun farkına vardığımızda başlıyor zor zamanlarda dayanıklılık inşa edebilmenin sırrı da 🙏🏻

Çünkü hayat her zaman en uygun zamanı, en doğru koşulları sunmaz bize. Çoğu zaman tam da “hazır değilim” dediğimiz anda başlar dönüşüm. Zor zamanlar dışarıdan bakıldığında sarsıcıdır evet, ama içeride öyle kıymetli şeyleri tetikler ki… Sabrımızı, kararlılığımızı, hatta unuttuğumuz hayallerimizi bile yeniden hatırlatır.

Dayanıklılık doğuştan mı gelir, sonradan mı öğrenilir?

Bu soruyu kendime defalarca sordum. Cevap her seferinde değişti ama en nihayetinde şuna inandım: Dayanıklılık tıpkı bir kas gibi, ne kadar kullanıyorsanız o kadar güçleniyor.

Yaşadıklarımızla birlikte zihnimiz ve ruhumuz da şekilleniyor. Her zorluk bize farkında olmadan birer araç sunuyor. Bazen sabretmeyi, bazen bırakmayı, bazen de mücadeleyi öğretiyor. Dayanıklılık inşa etmek de o araçları doğru zamanda kullanabilmeyi öğrenmekle ilgili.

Kendimize alan tanımanın değerinin farkında mıyız?

Bana sorarsanız, çoğu zaman değiliz. Çünkü güçlü olmakla ilgili öğrendiğimiz şeyler genellikle hep ayakta kalmakla ilgili. Yıkılmadan durmak, suskun kalmak, mücadele etmek… Oysa dayanıklılık sadece savaşmak değil kendini duymaya izin vermekle de başlıyor.

Kendimize alan tanımak; duygularımıza yer açmak, yorulduğumuzu kabul etmek ve “Benim de yavaşlamaya hakkım var” diyebilmek demek. Bu farkındalık ise bize hem içten bir güç hem de sürdürülebilir bir direnç kazandırıyor.

Bir gün her şey üzerinize geliyorsa, belki de o gün büyüyorsunuz. Belki kabuğunuz dar geliyor😊 Ve evet, kabuk kırılırken can acıtır. Ama o kırılma anı yeni bir başlangıcın da habercisidir.

Dayanıklılığı sadece zorluklara karşı koymak gibi düşünmeyelim. Bazen de zorlukla birlikte akmak gerekmiyor mu? “Şimdi ne öğrenebilirim?” diye sormayı denediğimizde başlıyor dönüşüm. O an her şey çözüme kavuşmuyor belki ama içimizde bir şey sessizce değişmeye başlıyor.

Bazı çiçekler vardır ya, beton duvarların arasından bile bulur yolunu, zor şartlarına rağmen inatla açar. İşte dayanıklılık da tıpkı o çiçekler gibi zorluklarla büyüyor ve en beklenmedik yerlerde bile filizleniyor. Bunun için de zaman zaman eğilmek ama kırılmadan dönmek, yolun sonunda yeni bir yön keşfetmek düşüyor bizlere.